Sokağa Çıkma Yasakları Boyunca Meydana Gelen Zararlar Ve Tazmini Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

- Tunç Hukuk Bürosu
Sokağa Çıkma Yasakları Boyunca Meydana Gelen Zararlar Ve Tazmini Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

ZARAR TAZMİNİ İÇİN YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VAR MIDIR ?

5233 sayılı yasanın ‘’Başvurunun süresi, şekli, incelenmesi ve sonuçlandırılması’’ başlıklı 6. Maddesi uyarınca;
Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez.
İfade etmek gerekir ki; yasağın halen sürdüğü ve teller ile çevrili 6 mahallede konut,işyeri sahibi olan  vatandaşlar açısından 60 günlük başvuru süresinin başladığı söylenemez. Zira ifade ettiğimiz üzere zarar öğrenme tarihi itibariyle başlamakta olup yasaklı 6 mahallede mülk sahibi vatandaşlarımızın hemen başvuru yapması için bir neden yoktur.

HANGİ ZARARLAR İSTENEBİLİR?

5233 sayılı yasanın ‘’Karşılanacak zararlar’’ başlıklı 7. Maddesi uyarınca ;
         1) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.
         2) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri. (1)
         3) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar talep edilebilir.

İŞYERİNİ ÇALIŞTIRAMAMAKTAN KAYNAKLI KAZANÇ KAYBI TALEP EDİLEBİLİR Mİ?

14.03.2016-25.07.2016 tarihli arasında uygulanan sokağa çıkma yasağı boyunca iş yeri sahiplerinin kazanç kaybı yaşadığı mutlaktır. 5233 sayılı yasanın 7. Maddesinin c bendi kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklı maddi zararların talep edilebileceğini öngörmektedir. Kanunun bizce açık bu maddesi ve hukuk devleti olmanın kaçınılmaz neticesi olarak bizce, işyeri sahiplerinin uğradıkları kazanç kaybının başka yerdeki emsal işyerlerinin aylık kazançları gibi kıstaslarla tespit edilerek hakkaniyet çerçevesinde ödenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.


MEYDANA GELEN ZARAR NAKDİ Mİ AYNİ Mİ ÖDENECEKTİR?

5233 sayılı yasanın ‘’Zararların karşılanma şekli’’ başlıklı maddesi uyarınca 7.nci maddenin (a) ve (c) bentlerinde yazılı zararlar, aynî veya nakdî olarak karşılanır. Ancak, bu zararların karşılanmasında imkânlar ölçüsünde aynî ifaya öncelik verilir. Aynî ifa, bireysel veya genel nitelikli projeler çerçevesinde yapılabilir.
Kanun gereği idare, meydana gelen zararlar nedeniyle NAKDİ tazminat ödeyebileceği gibi AYNİ  tazminat da ödeyebilir.  Burada vurgulamak istenen, misal komisyonca 100.000,00 TL değer biçilen eviniz için 100.000,00.TL tazminat ödenebileceği gibi 100.000,00 TL değerinde başka bir konut da tarafınıza tahsis edilebilir. Bu husus sulhname ile tarafınıza yöneltilecektir. Kabul etmediğiniz takdirde İdare Mahkemesinde dava yoluna başvurabilirsiniz.

YAPILACAK BAŞVURUDA AVUKAT TUTMA ZORUNLULUĞU VAR MIDIR?

Yukarıda izah ettiğimiz başvuruların hiç birinde avukat tutma zorunluluğu söz konusu değildir.  Ancak uygulamada görmekteyiz ki vatandaşlarımız usule uygun olmayan dilekçelerle başvuru yapmaktadırlar. Bazen hak sahibi olmayan kimselerin bile başvuru yaptığını görmekteyiz. Bu gibi durumlar nedeniyle vatandaşlarımızın hak kaybına uğrama ihtimalleri söz konusudur.
Zira , bir başvurudan bahsedebilmek için öncelikle süresinde ve  hak sahibi kişinin imzası ürünü bir dilekçe gerekmektedir. Yani tapuda baba adına kayıtlı bir taşınmazda meydana gelen zarar için oğlunun/kızının ‘’evimiz zarar gördü, zararımın karşılanmasını talep ediyorum.’’ gibi bir talebi içerir dilekçenin usule uygun olduğu söylenemez.
Sıkça yaşanan bir diğer husus, anneden, babadan miras kalan bir taşınmazda meydana gelen zararın karşılanması için öncelikle mirasçılık belgesi alınarak  hak sahiplerinin tespit edilmesi ve bunların tümünün veya yetkilendirecekleri birinin tüm mirasçılar adına başvuru yapması gerekmektedir. Uygulamada benzer bir çok sıkıntılı durumun olduğunu görmekteyiz.
Bu nedenlerle hukuki süreler, başvurucunun ehil olup olmaması gibi durumlar nazara alındığında hak kaybının yaşanmaması için bu işlemlerin bir avukat vasıtasıyla yapılmasında fayda olduğunu ifade etmek isteriz.

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEKTİR?

Komisyon, zarar görenlerce yapılacak her başvuru ile ilgili çalışmalarını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundadır. Zorunlu hâllerde, bu süre vali tarafından üç ay daha uzatılabilir.
Komisyonca hazırlanan Sulhname hak sahibine sunulur. Hak sahibi  hazırlanan sulhnamenin zararının karşılamadığı , zararının daha fazla olduğunu  veya nakdi, ayni tazminat hususunda bir çekince nedeniyle kabul etmez ve imzalamaz ise İdari yargıda dava yoluna gidip hakkını arayabilir.

Makaleler

- Tunç Hukuk Bürosu
Hemen Bizi Arayın Yardımcı Olalım
Hafta içi 08:00-17:30 Cumartesi 09:00-14:00